banner133

“MASTÖB’e son darbeyi Adil bey vurdu”

İş ve siyaset alanındaki çalışmalarıyla Malatyalılara örnek olan Halk Profesörü Osman İnan, Muzaffer Tunç’a çok önemli açıklamalarda bulundu:

11 Kasım 2016 Cuma 20:11
Bu haber 9881 kez okundu
“MASTÖB’e son darbeyi Adil bey vurdu”
 İş ve siyaset alanındaki çalışmalarıyla Malatyalılara örnek olan Halk Profesörü Osman İnan, Muzaffer Tunç’a çok önemli açıklamalarda bulundu:

“MASTÖB’e son darbeyi Adil bey vurdu”

Malatyalıların birlik ve beraberlik içinde hareket etmeleri gerektiğini vurgulayan Osman İnan, “Biz Malatyalılar maalesef diğer illerin temsilcileri gibi birlik ve beraberlik içinde hareket edemiyoruz. Sivil toplum kuruluşlarındaki çalışmalarda maalesef şahsi menfaatler ve siyasi kaygılar ön plana çıkıyor. Şahsi menfaatler sebebiyle sivil toplum kuruluşlarımız, siyasi baskı unsuru olamıyor. Her kafadan ayrı ses çıkınca siyasi partiler de daha derli toplu ve baskı oluşturan diğer grupları dikkate alıyor. Mesela İstanbul’da 39 tane ilçe var. Bir tane belediye başkanımız yok, belediye başkan yardımcımız yok, meclis üyesi ise birkaç tane onlarıda biz tanımıyoruz. İşte bizim dağınıklığımız sebebiyle siyasi partiler bizi dikkate almıyor” dedi.

 

 

Sayın Halk Profesörüm,hem siyasette, hem de iş dünyasında sözü dinlenen bir insansınız. Sizi yıllardır tanıyan biriyim. Yine de bu röportaja en zor soruyla başlamak istiyorum. Osman İnan kimdir? Osman İnan’ı biraz bize anlatır mısınız? Kendi dilinizle ve kendi şivenizle.

Ben Malatya’nın, Pütürge’nin 5 muhtarlığı ve 6-7 mahallesi olan Sakkuşağı’nda 1948 yılında doğdum. Gerger’de Temses’te okudum. 1964  yılında İstanbul’a geldim. Odur budur İstanbul’dayım. İstanbul’a ilk geldiğim zamanlar Bakırcılar’da Mercan’da Bakır Han diye bir handa Kayserili terzinin yanında işe girdim. Pantolon imalatı yapıyordu. Mesleğim terziliktir. Daha sonra gömlekçiliğe başladım.




Mesleğiniz sebebiyle siyasetçilere bakış açınız isabetli oluyor o zaman. Gömlek kime dar gelir, kime geniş gelir. Bunu gayet iyi biliyorsunuz değil mi?

Sayın Tünç,espriniz için teşekkür ederim. Gömleklerin yakalarını biz iyi yaparız yani. İyi yaka yaparım anlayacağınız.

Daha sonra siyasete de girdiniz. Siyasette hangi partilerde görev yaptınız?

Benim ilk siyasete girişim 1977’de Pütürge ’de Milli Selamet Partisi’nden il genel meclisi azalığına adaylığımla oldu. Arkadaşım Osman Birer vardı. Allah rahmet eylesin, iyi bir arkadaşımdı. Milli Selamet’te Osman Birer birinci ben de ikinci sıradaydım. Ahmet Karaaslan o zaman Adalet Partisi’ndeydi. Pütürge’de belediye meclis adaylığım oldu. Ben 71 oyla orada kaybettim. Bu 71 oyu da haksızlıkla kaybettiğim söylendi. O zamanki seçim kurulundan hakim bey vardı ismini şu an hatırlamıyorum. Aynen böyle dedi, “Senin hakkını yediler. Sen kazanmıştın” dedi. Rahmetli Hacı Bayram Beyhan vardı. O rahmetli bana “Sen kazandın. Ben sıramı sana verdim. Pütürge’de Milli Selamet Partisi aldı. Bu da senin çalışmanla oldu” dedi. O zaman biz gençtik ondan sonra başladık 1983’ e kadar, rahmetli Özal geldikten sonra biz Eminönü’nde Tahir Aktaş, Fehmi Çelikkol, Mehmet ya şu an soy ismini hatırlayamıyorum, İhsan Taci, Hikmet Bozanoğlu, daha kimler var isimlerini şu an hatırlayamadığım, beraber biz ilçeyi kurduk. Eminönü’nde Anavatan Partisi’ni biz kurduk. Tahir Aktaş ilçe başkanı oldu. Ben o zaman Teşkilattan Sorumlu Başkan Yardımcısıydım. Bedrettin Dalan il başkanıydı. Hatta  böyle bir şeyimiz geçti. İlçede bir yani bir para sıkıntımız vardı. Bana “Git Muammer Şahin’e, o size yardım etsin. Hemşerisiniz” dedi. Aramızda öyle bir şey geçti. Biz ilçeyi kurduk. Ondan sonra 1983’te Tahir Aktaş belediye başkanı oldu. Anavatan bittikten sonra Anavatan’dan da rahmetli Turgut Özal’ın Semra hanımla il başkanlığı, Mesut beyin gelmesi, biraz yani çok hengameli geçti. Tabi hatırlayamıyorum. Yani biz, biraz böyle soğuduk kenara çekildik oturduk. Yani karışmadık, “Ne yaparsanız yapın” dedik. Anavatan ondan sonra bitti. Bu Ak Parti’nin ortaya çıkması. Biz şeydeydik bu bizim Taksim Tepebaşı’ndaki Pera Palas’’ta Nevzat Er bana “Osman Yeni bir parti kurulacak. Bana da ilçe başkanı ol diyorlar. Ne diyorsun?” dedi. Ya sen öyle diyorsan niye olmuyorsun. Zaten biz çalışıyoruz. Tayyip bey yeni bir parti kuracak. Biz bu parti için Ahmet Ercan Uçkan’ı il başkanı yapacağız Malatya’da dedim. Ondan sonra orada Oğuzhan bey geldi “Aydın’ı seçti. Biz 33 oyla kaybettik” dedi. Yani Fazilet’ten biz adaydık. Sonra tabi ikiye ayrıldı. Ak parti ve Saadet Partisi. Benim Eminönü’nde de kimliğim var. Ben Ak Partinin 70. kurucusuyum. Ak Parti kurucuları arasındayım. Hatta böyle bir şeyimiz de oldu. Tayyip bey gelmişti. Hayati Yazıcı’nın ofisine. Orada biz “İnşallah başbakan olacaksın.” Dedik. Şöyle bir güldü, “Muhtar olamazsın diyorlar. Siz Başbakan diyorsunuz” işte partinin kuruluşu oldu.Ekrem Erdem yanındaydı. Hayati Yazıcı, “Biz Eminönü’nde ne yapacağız” dedi. Ondan sonra, Tayyip bey, “Bak işte, Salih burada. Osman burada. Oturun. İlçeyi kurun” dedi. Ak Parti’yi kurduk. Ondan sonra belediyeyi aldıktan sonra, Nevzat belediye başkanı olduktan sonra, istemediğimiz çok şeyler oldu. Yani konuya girmek istemiyorum. Neden girmek istemiyorum. Yani bir Malatyalı olarak sayın Tünç burada birliğe ve beraberliğe ihtiyacımız vardır. Karşındaki insanlar, daha doğrusu biz hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Burada illerdeki başka, mesela Erzincan’lılar, Trabzon’lular ne kadar organize, ne kadar güzel hareket ediyorlar. Karşıdakiler bizim çok organize olduğumuzu görüyorlar. Ve çok daha birbirimize bağlı olduğumuzu görüyorlar. Ama biz onu belli dönemlerde başaramadık. Birbirimizle uğraştık mı? Ben bunun daha hâlâ farkına varmışım ama açıklamak istemiyorum. Neden? Yani içimizdeki bazı insanlar ben yaşayayım dünya yaşasın, ben öldükten sonra da dünya ölsün. Bu fikir bizi sıkıntıya soktu sayın Tünç. Yani bizi çok geriye bıraktı. Şu anda 39 tane İstanbul’da ilçe var. Hiçbir tane Malatyalı Belediye başkanı yoktur. Bir tane belediye başkan yardımcısı yoktur. Daha doğrusu direksiyonda bir insanımız yoktur. Bu nedir? Bu ya bizim hasetliğimizdir. Ya beceriksizliğimizdir. Ya da biz bu işi bilmiyoruz. Yani bu üç şey var. Ya da yukarıdaki birileri bizim elimizden tutmuyor. Bu da vardır yani. Ben bölgeci değilim ama burada bir Malatyalı’nın iş başında olmasını istiyorum. Sayın Tünç, biz kendimizi çatlattık ya. Mesela şu andaki sayın Bülent beyin bakan olması, biz ne kadar yüklendik. Arkadaş Malatya’da bir bakan yok. Arkadaş 5 milletvekili, ben her seçimde Malatya’ya gitmiş koşturmuş etmişim orada. Yani biz dedik ki; bizim bu kadar şeyimiz vardır, bir tane bakanımız yoktur. Yani şükürler olsun sonunda bir bakanımız oldu. Ama biz bu kadar, bu kadar Türkiye’de sıradan bir il değiliz ki. Biz %81 Ak parti’ye oy atmış bir iliz. Hatta benim ilçemde, Pütürge’de %89 oy almış bir parti. Yani İstanbul’da bu kadar, bu kadar insanımız var. 900 bin kişiden bahsediliyor. 900 bin Malatyalı İstanbul’da yaşıyor. Bizim burada eksiğimiz vardır. Şimdi bu kadar organize olmuş bir ilin, yani böyle siyasette bir yerde olmamasının sebebi budur. Evet üzücü. Mesela bir tane belediye başkanımız yok.


Sayın İnan, olduğu dönemlerde Malatya’lılara sahip çıktılar mı? Belediye başkanı varken…

Hayır, hiç çıkmadı, hiç biri çıkmadı.

Diyorsunuz ki Malatyalı görevini yapıyor. Siyasette görevini yapıyor. Siyasetin başındakilerde görevini yapıyor. Malatya’lıları belli yerlere getiriyorlar ama Malatya’lılara geri dönüp destek veriyorlar mı?  Bu konuda ne diyorsun?

İsim vermeyeyim. Kaç kişi burada belediye başkanı oldu. Meclis üyeleri, ben İstanbul’da kaç tane meclis üyesi olduğunu bilmiyorum ama sayı çok azdır. Hiç ilgilenmiyorum artık. Soğudum yani, bu kadar emek, bu kadar koşturma, sonra ise hiçbir şey yok memleket için.


Sayın halk profesörü,tabi ki seçilmek için bir mücadele veriyorsunuz. Malatyalı olarak mücadele veriyorsunuz. Bu insanları bir yere getirmek, topluma hizmet etmek, bu mücadeleniz güzel fakat geldikten sonra, bir yere getirdikten sonra tutabiliyor musunuz?  Ele avuca sığabiliyorlar mı?  İnsanlara hizmet edebiliyorlar mı? Tekrar sizinle kucaklaşabiliyorlar mı? Ondan sonra güzel güzel hizmet üretebiliyorlar mı? Yoksa kaçıp gidip başkalarının elinde, ya da başkalarıyla birlik olup sizleri unutuyorlar mı?

Şimdi bu sizin sorunuza şöyle bir cevap vereyim Sayın Tünç.Sizin yayınlamakta olduğunuz Malatya’nın Sesi Dergisi’nin ve Şafak Gazetesinin yıllar önce muhabirliğini de yaptım.


1987’lerden beri görüşüyoruz.

Yani siz bu kadar bizim bu insanlarımızın içindesiniz. Bu kadar sosyolojik, psikolojik, ondan sonra bunların tespitlerini, dergide bir araya getirmek için mücadele ediyorsunuz. Fikir babalarından olduğunuz MASTÖB’ün durumuna bakın.Kurucular: Muzaffer Tunç, Ümit Özerol, Celal Karahan, Şaban Taçyıldız, Erol Korkut. Şimdi bu birliği siz kurdunuz. Şimdi bu MASTÖB’ün bir iki dönümlük bir toprağın içerisinde bir binası olması gerekmez mi? Bir oda bir şeyimiz niye yok yani. Ya ben mesela Bağcılar’a gidiyorum. Orada bir sürü ilin ilçenin yerleri var. İstanbul’da geçmişte Belediye başkanlığı yapanlarımız var. Küçükçekmece’de yapanlarımız var. MASTÖB’e böyle bir yer niye verilmez. Yani siz de bu işin içindeydiniz. Demek ki nedir? bizim getirdiğimiz insanlar, mühür aldıktan sonra sepeti koluna herkes yoluna diye yaptılar. Bizi de siyasetten soğuttular, usandırdılar, kenarda durduk. Dünya’da o kadar şey oluyor. Türkiye’de mesela işte bu 15 Temmuz milattır. Bu milatta bu kadar aktar dönder de Malatyalı nerededir, ne yapmalıdır, nasıl hareket etmelidir? Oturup düşünüp ondan sonra okurumuz, yazarımız, profesörümüz, akademisyenimiz hepimiz bir araya gelelim. Türkiye için biz ne yaparız? Malatya için biz ne yaparız? Ben bunun için yani bu günlerde sizin gibi arkadaşlarla oturup sohbet ediyorum. Konuşuyoruz ne yapabiliriz? diye. Yoksa inan ki fi tarihteki bize verdiği bıkkınlık değil, bize yanlış yapılan o işlerden dolayı yani ben soğudum. Ne yapayım işte akşam gideyim evime ondan sonra bir kaşık çorbam varsa içeyim yatayım. Sabahleyin de işime gideyim. Yani bizi bu hale getirdiler. Ama gene de biz alışmışız siyasete, bir şeyler yapmak gerekiyor. Yeni nesile neler yapalım neler edelim bunlara bakalım.

 

Mücadelesini veriyorsunuz. Şimdi MASTÖB sizce bizim kurduğumuz hedefler doğrultusunda mı hareket ediyor?

Hayır. Şimdi efendim. MASTÖB’ün orada ben, geçen gün isimlerini yazdım. 14 tane Pütürge’li var yönetimde. Ya bu 14 tane Pütürgeli kardeşim, birisi desin ki kardeşim, bir Darandeli burada olsun, bir Akçadağlı olsun, bir Kuluncaklı olsun, bir Hekimhanlı olsun, bir efendime söyleyeyim Doğanşehirli olsun, bir Erguvanlı olsun. Bunu neden söylemiyorsun kardeşim. Yani sen burada MASTÖB çatısı altında Pütürge derneğini kur. Pütürge için Pütürge derneğini kur. Ben de Pütürgeliyim. Ama bu Pütürge’nin babasının mülkü değil ki MASTÖB. Sayın  Tünç, siz de Malatyalısınız, Yeşilyurtlusunuz. Yani Malatya da sadece biz yokuz. Malatya’da herkes var. Haso da var, Hüso da var, Memo da var, Halo da var. Bunların hepsi olmalı. Olmadan bu iş olmaz. Osman da olacak, Halil de olacak, Bektaş da olacak, Hasan-Hüseyin de olacak. Bunlar oldu mu biz bir arada bu derneği yürütürüz. Şu andaki genel başkan Adil beydir. Aynı zamanda sporla ilgili bir şeyler yapıyor. Fakat dernekle ilgili orada yani yanına aldığı insanlarla işte sadece efendime söyleyeyim bir toplantılar yapıyorlar o kadar. Kongreyi de bir grup siyasetçi geldi Adil beyi orada öne sürdüler. Yoksa Adil MASTÖB’ün başkanı olmayacaktı. Başka bir insan olacaktı. Onu öne sürdüler, o da öyle geldi oldu. Hem Malatyaspor’un başkanı hem de MASTÖB’ün. Kardeşim yani senin işin yok mu? Bu adam… Gün 24 saat bunun 2 saat işi var, 2 saat de evi var etti 4 saat. 2 saat de MASTÖB. Peki, ne kaldı gündüz. Bıkarsın.  Zaten 8 saat çalışıyorum. 9 saat olsun, 10 saat olsun. Yani MASTÖB’e bir şey yapmadı. MASTÖB’ü bitirdi yani. Bence MASTÖB bu vaziyetle yürümez.



Kim bitirdi MASTÖB’ü?

MASTÖB’ü şu andaki ekip bitirdi. Karaaslan geldi. Karaaslan toparlıyorum ediyorum diye bir şey yaptı. Yani Karaaslan döneminde aşağıya yıkılmaya başladı, bugüne kadar geldi.

Yani son vuruşu Adil Gevrek mi yaptı diyorsunuz?

Evet. Vurdu ve bitirdi. Karaaslan’ın da burada çok hatası var. Yani bu MASTÖB’ü Karaaslan iyi idare etmedi. Yani Malatya’nın şablonunu oturtmadı. Herkes kafasına göre bir şablon kuramaz. Kafasına göre bir şablon kurarsa işte bir Pütürge’liler derneği olur. Şimdi kardeş 14 tane Pütürge’linin ne işi var burada. Bu olmaz ki. Bu nu değiştirelim.


 Sayın halk profesörüm, tabi ki birçok konuya el atıyorsunuz. Malatyalıların iyileşmesi, Malatyalıların bir araya gelmesi için bir mücadele veriyorsunuz.Sizin hedefleriniz doğrultusunda ne olabilmeli? Yeni bir oluşum mu gerekiyor artık.Bu eski olan dernekler, vakıflar, federasyonlar bu gibi şeyler biraz tembelleşmeye mi gitti. Yeni bir ruh gerekli mi?

 

Yeni ruh! Bir saniye zaman vermeden yeni bir ruhun olması gerekli. Şimdi eski, yani MASTÖB’ü siz kurdunuz, tüzüğü siz yazdınız Sayın Tünç. Şimdi MASTÖB’ün hiçbir eksiği yoktur. Şimdi sizin bu kurduğunuz şey bir tane bunun bir emsali, ben okudum tüzüğü bir tane Amerika’da mı ne var bunun gibi bir tüzük her şeyi çatısını altına alan böyle bir tüzük. Bunu iyi insanlar idare etmedikten sonra 50 tane yazsan ne olur. MASTÖB’e üye olma yetkisi belediye başkanları MASTOB’ün içine girebiliyor, üye olabiliyor, milletvekilleri olabiliyor. Ticaret odasına kadar girebiliyor. İş adamı, sanayici girebiliyor, dernek girebiliyor, vakıf üye olabiliyor. Yani sanatçısı olabiliyor, gazetecisi yazarı üye olabiliyor. 192 Ülkenin içinde bir tane Amerika’da bunun benzeri var başka yok. MASTÖB’ün kurucuları öyle bir beyin kurmuş ki bunu ondan sonra yani emsali dünyada yok. Tek bir tane var bunun daha iyisi yok, bu en iyisi.

 

Sayın Celal Karahan’ın hizmetlerini, çalışmalarını nasıl görüyorsunuz efendim? Nasıl hizmet etti, nasıl çalışma yaptı, o konuda boşluk var mı?

 

Celal bey yani bir ekip topladı. O güzel bir şey yapmak istedi. Yaptırmadılar. Bırakmadılar. Biz hepimizde o zaman yönetimdeydik. Bazı arkadaşlarımız orada yanlış yaptılar. Neden yanlış yaptılar. Yani MASTÖB’ü bitirmek için şimdi ki nasıl dünyadaki emperyalistler Türkiye üzerine, bir hesap kuruyorlar, işte bir çorap başına örmeye çalışıyorlar. Yani o zamanda öyle bir şey yapmak istediler. Çünkü Malatya’nın da bir elit tabakası vardı. Bir de bizim gibi ondan sonra işte köyde biz yani kırsal kesimden gelmiş, biz sanayici değiliz, biz tarımdaki köylünün çocuklarıyız. Celal bey bunu güzel yapmak istedi. Ama bırakmadılar ve de ekibinde çok yanlış adam vardı. Yani biz bir toplantıda hatta orada bir huzursuzluk çıktı. Celal’de baktı ki bu iş olmuyor en sonunda Celal’de bıraktı gitti. Celal’in oradaki niyeti iyiydi. Celal’in Malatya sivil toplum örgütlerinde çok projeleri vardı. Ama bir grup vardı Celal’i bir türlü iflah etmediler.

 

Şimdi gelelim tavsiyelerinize. Malatyalılara tavsiyeleriniz nelerdir? Hem iş dünyasına, hem siyaset dünyasına, hem sivil toplum kuruluşlarına tavsiyeleriniz nelerdir efendim?

 

Acilen gençleri bu işin içine çekmemiz, kadınları bu işin içine çekmemiz gerekir. Yani, akil insanlar dediğimiz ondan sonra, işte bu işi bilen, eden, ettiren, bunlar dışarıda bunlara destek vermeli. O genç dediğimiz, genç, okumuş bunlar gelip, bundan sonra Malatya birliğini nasıl güzel bir şekilde bir çatıyı oluşturup tekrar birlikte hareket etmenin yani yeni yeni insanlarla olur. Ben eskiyim. Yani bizimle olursa ben onu da eleştiririm. Bir yere varamayız. Yeni bir nesil gelip, yalnız erkekler değil kadınlar da olacak. Kadın da insandır erkekte insandır. Bizim annemiz vardır, eşimiz vardır yani biz bunlardan ayrı bir şey yapabiliyor muyuz? Kadın bu işin içinde olmalı, kadın idareci olmalı, yönetici olmalı, ondan sonra oda yol göstermeli. Yani bence bu dernekçilik, biz burada şey yapmıyoruz ki. Kadın işin içinde oldu mu daha güzel olur. En azında bu derneklerde 80 tane erkek varsa bunun 30’u da kadın olsun yani. Kardeşim müsaade edin onlarda gelsin. Mimarı var, mühendisi var. Yeni nesilde kızlarımız daha da okuyorlar. Eğer biz Malatyalı olarak bir mesafe kat etmek istiyorsak ayrım gayrım yapmadan birbirimize sarılarak ondan sonra hiç parti kurdu değil. Biz Malatya MASTOB’a girdiğimiz zaman Osman İnan ceketini çıkar. Bak ben mesela Beşiktaşlıyım, eğer birisi dese sen Beşiktaşlısın ben Fenerliyim onu takma, ben diyeceğim kardeşim tamam ben rozeti takmayacağım, çıkarıp cebime koyarım çıkarıp gelirim. Eğer biz böyle yaparsak, bu Malatya birliğini çok güzel bir yere getiririz. Yani benim fikrim düşüncem budur. Gençler, gençlerle bu iş olur Sayın Tünç.

 

Sayın İnan çok teşekkür ederiz verdiğiniz bilgiler için. Bizleri aydınlattınız ve öz eleştirilerinizi de takdirle karşılıyoruz. Tabi ki eleştiri olmadan olgunlaşma olamaz. Hem siyasette, hem sivil toplum kuruluşlarında, hem iş dünyasında,sizi her zaman takdir ediyoruz. Basın dünyasına da büyük destek veriyorsunuz, basın camiasına destek veriyorsunuz. Zamanında hem iş adamı hem basın mensubu olmanız hasebiyle basın dünyasına daha güzel bakıyorsunuz. Bizi destekliyorsunuz onun için de size teşekkür ediyoruz.

 

Ben size teşekkür ediyorum, sizin gayretlerinizin devamını rabbimden diliyorum.(Muzaffer TUNÇ-İSTANBUL)

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner140
    banner130
    banner131
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Ne Tür Haber Okuyorsunuz ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    E-Gazete
    • Haber-Sistemi - 10 Ağustos 2011Manşeti
    Karikatür
    • Twiit
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    banner129

    Safak Gazetesi MES Yan Sol -->