banner133

Bir araya gelmek için gayret göstermeliyiz

Sarıyer Belediyesi Makine İkmal Müdürü ve Hekimhanlılar Derneği Kurucu Başkanı Hamit Doğan: “Malatyalıların biraraya gelmesi için gayret göstermeliyiz”

24 Şubat 2017 Cuma 17:28
Bu haber 5302 kez okundu
Bir araya gelmek için gayret göstermeliyiz
 Sarıyer Belediyesi Makine İkmal Müdürü ve Hekimhanlılar Derneği Kurucu Başkanı Hamit Doğan:

“Malatyalıların biraraya gelmesi için gayret göstermeliyiz”

Röportaj: Muzaffer TUNÇ

Geçtiğimiz günlerde, Şafak Gazetesi önemli bir konuğu ağırladı. Malatyalıların yakından tanıdığı bir isim olan Hamit Doğan, sivil toplum örgütlerindeki başarılı çalışmalarıyla biliniyor.Bürokrasi dede iyi bilinen bir insandır. Yıllardır Türkiye’mize, İstanbul’umuza hizmet vermiş bir büyüğümüzdür. Aynı zamanda Malatya, Hekimhan’lıdır. Röportaj isteğimizi kırmadığı için kendisine teşekkür ediyoruz. Şimdi sorularımıza geçelim. Öncelikle Hamit Doğan kimdir? Nerede doğmuştur? Nerelerde tahsil gördü? Hangi çalışmalarda bulundu ve şu anda ne yapıyor?

Sizin de belirttiğiniz gibi 1955 Hekimhan doğumluyum. Ortaöğretimi Hekimhan’da bitirdim. Üniversite tahsilim için 1973’te geldiğim İstanbul’dan daha sonra Hekimhan’a dönüş yapmadım. O dönemlerde birçok yerde aktif çalışmalarım oldu. Halk evi kuruculuğum oldu. 1976’da belediye zabıta memurluğu, Hekimhan Derneği kurucusu ve başkanlığı, Türkiye Zabıtalar Vakfı kuruculuğu ve başkanlığını yaptım. Sonra Eminönü Belediyesi’nde 1984-1994 yılları arasında zabıta müdürlüğü görevinde bulundum. İstanbul’un birçok yerlerinde sosyal etkinliklerde ve çeşitli derneklerde görevler yaptım. Malatya Sivil Toplum Örgütleri Birliği’nde bir dönem yönetimin de bulundum. Evliyim ve 4 çocuğum var. Çok şükür hepsi de üniversiteyi bitirdi.

Sayın Doğan, sivil toplum örgütlerine olan ilginizi ve çalışmalarınızı biliyoruz biraz daha açabilir misiniz?

İstanbul metropol bir şehirdir. Bir vilayet değil, bir ülkedir. Nereden baksanız 15 milyondan fazla insan yaşıyor. İş ve ekmek için gelmişlerdir. Metropol bir ülkede kaybolmamak için birlikte yaşamak için dernekçilik, sendikacılık gerekliydi. Gelenek ve göreneklerimizi yaşatabilmemiz için, hemşerilerimizin her türlü sorunlarına yardımcı olabilmek için dernekçiliği bilhassa ortaya çıkardık. Benim düşüncemde örgütlü güç her zaman öncü olmuştur. Dernekçilik ve sendikacılık yapan insanlar hem ülkelerine sahip çıkar, hem de insanlarına sahip çıkar. Benim İstanbul için düşüncem şu Malatyalılar olarak köy dernekleri, ilçe dernekleri, Malatya il dernekleri bir araya gelerek örgütlü bir güç olmak zorundayız. Örgütlü olmadığınız zaman, yok olmaya mahkûmsunuz. Örgütte de herkesin bir tarafa çekmesi değil belli bir merkezden organize edilmesi gerekiyor. Bugün yerel yönetimlere bakıyoruz, İstanbul’da 39 tane ilçe var. “Biz Malatyalılar olarak diyoruz ki 700- 800 bin nüfusumuz var” Ama 39 tane ilçede bir tane belediye başkanımız yok. İl genel meclisinde azınlıktayız, Üniversitelerde azınlıktayız, bürokraside azınlıktayız. Bu da öncümüzün olmamasından kaynaklanıyor. Öncü bir güç olsa 700-800 bin nüfus ile bir belediye başkan adayı çıkarabilirdik mesela. Biz her ne kadar konuşsak da birlik olamadığımızı gösteriyor bizlere. Biz birliği sağlayabilirsek birçok ilçede belediye başkanımız ve bürokratımız olabilir ve Malatya’ya birçok hizmet sunmuş oluruz. Malatyalı işadamlarına, zengin olanlara sesleniyorum. Her birinin yanında 3 veya 4 tane Malatya’lı hemşerimiz çalışsa Malatya’lı burada işsiz kalmaz.

 

Yıllardır sizi takip ediyoruz. Bürokraside yaptığınız çalışmalar için zaten belli bir tecrübeniz var. Şu anda da Sarıyer Belediyesi Makine İkmal Müdürüsünüz. Bunu bile iş olarak görmüyorsunuz. Bizatihi topluma faydalı sosyal örgütlenme gibi karşılıksız yardım işlerini sevdiğinizi görüyoruz.

Bürokratlık zaten görevimizdir. Yapmak zorundayız. Malatyalıların burada birlik beraberliğini sağlayabilmek ise çok ayrı bir şeydir. Bir insana ekmek, aş vermek kadar güzel bir şey yoktur. Yani insanlar en azından bu şehirde yok olmamak için mücadele veriyor. Ölüsü oluyor, düğünü oluyor. Ama yanında kimseyi bulamıyor. Biz bu ve buna benzer durumlar için çalışıyoruz. Onun için bir an önce bu insanlara ulaşabilmenin yollarını arıyoruz. Herhangi bir vilayetten olan bir insan burada vefat ediyor. İstanbul’un kendisi zaten bir devlet gibidir. İnsanın memleketlisi, hemşerisi gelmezse o cenazedeki kişi sayısı çok az oluyor. Çünkü insan tanımadığı için “Kimin cenazesine gidiyorum” diyebiliyor. Ama kendi köylüsü olduğu zaman babasını, dedesini, amcasını tanıyor. Bir bakıyorsun hepsi orada. Yani o acıyı paylaşmış oluyorlar. Diğer tarafta bir düğün olduğu zaman bakıyorsun yine kendi köylüleri, yakınları, akrabaları falan gelmiş oluyor.

 

Çok güzel ve haklı konulara değindiniz. Yanınızdaki bazı kişilerle 1990’larda Malatya Hekimhan’lılar Derneği’ni kurdunuz. Daha sonra takip ettiğim kadarıyla da geliştirdiniz. Ayrıca derneğin yerini de satın aldığınızı biliyoruz. O günlere dönebilir misiniz? Nasıl bir heyecanla başladınız ve daha sonra kimler başkan oldu? Derneğin kuruluşunda konulan hedefler yerine geldi mi? Biz röportaj yaparken övgülerin yanı sıra özeleştiri de yapacağız ki kendimizi geliştirelim.

1989 yılında Eminönü Belediyesi Zabıta müdürlüğü olarak Arapgirliler’in gecesine gittik. Gecenin dönüşünde ülkemizin yakından tanıdığı sanatçımız sayın Selahattin Alpay dedik ki “İstanbul’da Hekimhanlılar Derneği yok biz de Hekimhanlılar Derneği’ni kuralım.” Ben şahsen tek tek Hekimhanlıları dolaştım. “Böyle bir düşüncemiz var ne yapabiliriz?” dedim. Daha önce böyle bir girişimler olmuş ama kuramamışlar. Rahmetli Osman amcam var. Ali Sungur’un amcasıydı. O arada 7 kişi bir araya geldik. Selahattin Alpay da dâhildi. Hem kuruculuğunu  hem başkanlığını yaptım. O dönemde “Marmara’da bir etkinlik yapalım” dedik. Bin kişilik bilet sattık, Hürriyet gazetesi ekinde “Hekimhan şöleni” diye bildirmişti etkinliğimizi. 10’a yakın sanatçı da getirmiştik biz o etkinliğe, çok güzel geçmişti.  Orada elde ettiğimiz gelirle de “Derneğimize bir yer alalım” dedik. Daha önce ben Eminönü’n de bir yer tutmuştum. Hekimhan’lıların çoğu Üsküdar bölgesinde oturuyor. Biz de o bölgede bu işi değerlendirelim istedik. O para ile 3-4 gün içinde bir mekân aldık Üsküdar’da. “Orada Hekimhanlıların bir ağırlığı var gelir giderler” mantığıyla orayı seçtik. Lokalimiz var mutfak vs. yönetim kurulu odamız var. Açılışımızı da yaptık çok güzel şeyler oldu o zaman. Bizim amacımız Hekimhanlıların ilçe ve beldelerini bir araya getirmek ve bütünleştirebilmektir. Derneğimiz sayesinde yapmış olduğumuz piknikler sebebiyle insanlarımız birbirini tanıdı. Kaybolmamak gelenek ve göreneklerimizi yaşatabilmek içindi her şey. 5 sene sonra da “Gençlere bırakalım” dedik ve başkanlığı bıraktım. Ondan sonra bir dönem daha çağırdılar. Bir dönem daha yaptım. Gençler maalesef dernekçiliğe pek yanaşmıyorlar. Pek umduğumuzu bulamadık. Gençler de cılız kaldılar etkinlik yapmadılar.

 

Benim gördüğüm kadarıyla “Önce köyü, kasabası, ilçesi, vilayeti, bunlarla Türkiye olunur, güçlü olunur. Herkes kendi çapında güçlü olursa, güçlü bir Türkiye ortaya çıkar” diyorsunuz.

Elbette. Güzel bir tespitte bulundunuz. Sivil toplum örgütleri çok önemli, tüm dünyada da bu böyledir. Hatta bir örnek vermek gerekirse, İsviçre’de bir kişi 50 tane dernekte üyelik yapıyor. Tek bir kişi haksızlıklara karşı çıkamaz ama sivil toplum örgütleri eylem yapar ve konuya parmak basar. Onun için sivil toplum örgütleri çok önemlidir. Bürokratlardan daha önemlidir. En azından kitlelerin sorunlarını gündeme taşırsın, güçlünün yanında ezilen insanları da savunmuş olursun. Dernekçiliğin temelinde özveri var, fedakârlık var. Dernekçilikte para yok, pul yok sadece fedakâr adamlara ihtiyaç var onu bulamadığın zamanda dernekçilik yürümüyor sıkıntıda orada başlıyor. Dernekçilikte eskiden insanlar saygı duyuyordu, rekabet vardı ama şu anda zayıfladı gibi görünüyor. Bunun sebebi de üretim yok, dernekçilik sadece dernek kurup oturmak değildir, bir şeyler üreteceksin. İnsanların her şeyi ile ilgileneceksin aşı, işiyle ilgileneceksin. Sosyal faaliyet şart. İnsanların sorunlarını dinleyebilirsin, cenazesine gidebilirsin bunlarla ilgili katkı yapabilirsin, işsiz insanlara iş bulma imkânı oluşturabilirsin çevreni kullanarak. Bunlar yok işte maalesef. Biz zamanında Malatya Eğitim Vakfı’na rica etmiştik “Bize çatı olur musunuz?” diye. “Abdi İpekçi Salonu’nda bir şölen yapalım” dedik. Malatya Eğitim Vakfı siyaset olur, slogan atılır diye çekindi girmeye sonra biz 5 tane dernek bir araya geldik,İstanbul Malatyalılar Dernek Başkanı Mehmet Hıdır Ünal Başkanlığında komite kurduk. Komitede Metin Kavuk başkan vardı,Malatya’nın Sesi Dergisi Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Tunç vardı, genel sekreter de bendim ve çatı oluşturduk. 15 bin bilet sattık. Biz Abdi İpekçi’ye sığmadık, oradaki amacımız neydi Malatya’yı ve Malatyalıları ön plana çıkarmaktı. Öyle olunca siyasette olmadı ve hiçbir sloganda atılmadı, sorun da çıkmadı. Çok da güzel bir gün oldu. 20 bin insan oraya geldi ve 20 sanatçı sahne aldı. Orada en çok bilet satan bendim. 2 bin 500 bilet sattım. Büyük paralar olmasına rağmen o insanları oraya getirebildik. Demek ki insanlara bir şeyler verebiliyorsan, insanları toparlayabiliyorsun da. Daha sonraları bir şölen daha yapıldı bin kişi zor topladılar bedava ve araç gönderilmesine rağmen. Taban çalışması yapmıyorsan, arazide çalışmıyorsan, tek tek ulaşamıyorsan bir yere de gidemezsin.

Hamit Bey şu soruyu da soralım Malatya’nın 13 ilçesi var. Merkez İlçeler ile birlikte. Hekimhan tarihi bir ilçedir. Anlatılanlara göre İpek Yolu’nun geçtiği, maden ocaklarının olduğu Hekimhan’dan bahseder misiniz?

Hekimhan, Malatya’nın çok eski İlçelerinden biri İpek Yolu üzerinde olduğu söylenir. O dönemde yapılmış bir de han var Hekimhan diye geçiyor. Hekimhan kısa bir alanda duruyor. Gelir kaynağı pek yok, tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlar. Ama kırsal bir alan olduğu için tam verim alamıyorlar. O bölgede sadece maden ocakları var. Çok zengin kaynaklar, bir asır süre vermişler orada. %70’i demir, % 30’u magnezyum, bakır karışımı artı Hasan Çelebi bölgesinde şu anda altın madenleri de var. Şimdi demir çelik fabrikasını kurmaya çalışıyorlar, kurulursa en az 1500-2000 kişi çalışacak orada. Orada yer altı madeni yok, toprağı sıyırıyorsun altı maden. Orada tüp demir yapılacak, o tüp demirlerle nakliye benzeri eskiden trenlerle demir çeliğe İskenderun’a gönderirlerdi. Şimdi fabrika açılırsa götürmeyecekler orada direkt dökecekler fabrikaya demir yüklenip gidecek. Şimdi öyle olursa ekonomi düzelir. Hekimhan’ın yarısı oradan göç etti. Çünkü eğitim sorunu var orada iyi okullar yok. Hekimhan’lılar dışarıya, köylüler de Hekimhan’a göç etti. Onun için bir an önce oradaki eğitim sorununu çözmeleri gerekiyor. İnsanlar göç etmesin artık.

Şimdi Hekimhan’ın gelişmesi için siz mesela büyük belediyelerde görev yaptınız, İstanbul’da Eminönü İlçesi Türkiye’nin en büyük İlçesiydi. Siz orada Zabıta müdürüydünüz. Günde 3 milyon nüfusun akın ettiği, ticaretin barındığı merkezler Eminönü bölgesiydi o zamanlar. İstanbul ve Türkiye denildiği zaman ticaretin beyni Eminönü ilçesi o zaman orada belediye zabıta müdürlüğü yaptınız ki bir zabıta müdürlüğü, bir belediye başkanlığı ile eşdeğerdir. Herkes belediye başkanını tanımaz ama zabıta müdürünü tanırdı. Çünkü bütün ticaretle, çalışanlarla hatta diyelim ki gelir düzeyi çok yüksek olduğu için gerekirse bir savaş, gerekirse bir barış vardı. Böyle herkesin akın ettiği ve zabıtanın görevinin zor olduğu bir dönemde siz zabıta müdürlüğü yaptınız. Şu anda da hem Türkiye’nin beyni olan, hem yine denizcilik ile tanınan, çevresi ormanlar ve dağlar ile çevrili Türkiye’nin gözde ilçelerden yine bir Belediye’nin müdürlüğünü yapıyorsunuz. Bu ne demek tecrübe birikimi fazla şimdi buraların geliştiği gibi Hekimhan’ın gelişmesi için sizin düşünceleriniz nedir? Ne olabilir ki Hekimhan gelişsin, büyüsün orayı çekim merkezi haline getirebilecek ne olabilir?

Belediyecilik bir okuldur, biliyorsunuz vatandaşın doğumundan ölümüne kadar hizmet etmek zorunda belediyenin görevi o. Cenazesi, doğumu, yolu, suyu, elektriği vs. bunlar belediyenin ana görevleri içerisindedir. Bu hizmetleri sunmak zorundadır halkına. Bunu sunması için de benim bildiğim belediyecilik bir kere belediye başkanı o bölgenin halkı ile bütünleşecek, sorunlarını dinleyecek, halkın ayağına gidecek, haftalık halk ile toplantılar yapacak. Ondan sonra kendi çalışanı ile de barış içinde olacak ki vatandaşın sorunlarını çözmesi için çalışan arkadaşları ve bürokratları ile de barışık olacak. Şimdi bir belediye başkanı gelir masasına oturur, tepedeki memurlar aşağıdaki işçiye, vatandaşa bakarsa o zaman belediyecilik olmaz. Benim bildiğim sosyal belediyecilik, halkla bütünleşeceksin, halkın sorunlarını gidip mahallesinde dinleyeceksin. Geçmişte bunun örnekleri yapılmış birçok yerlerde işte halk komiteleri, halkın temsilcisi de olabilir mahalleden seçersin mahalle birim sorumluları kaç mahalle var işte 40 mahalle, 40 mahallenin 40 temsilcisi oradaki sorunları o arkadaşlar getirirler direkt belediye başkanına gitmez alt birimde oluşturulan sekreterlik dinler. O sorunlar orada çözülemezse başkana gider. Sokakları dolaşacaksın, vatandaşla sohbet edeceksin, sorunlarını dinleyeceksin bu iş hem ekonomik, hem siyasi yarar getirir. Ama bazı belediye başkanları geldiği zaman oturuyor makama emrediyorlar, birazda rant var kimse aşağı bakmıyor, vatandaşın sorunları ile falan ilgilenmiyorlar. O bölgedeki varsa üç beş tane belediye başkanına yakın kendi işlerini yapıyorlar geri kalanı ile ilgilenmiyorlar. Türkiye’de maalesef sosyal belediyecilik pek yok. Gelen belediye başkanı halkla bağlarını koparıyor, o diyaloglar bitiyor. Öyle olduğu zamanda diyelim ki beş sene belediye başkanlığı yapıyor,Belediye başkanlığını kaybedince bir daha oraya uğrayamıyor çünkü yüzü yok, çünkü hizmet etmemiş, hizmet etmediği için orada yanlış işler yapmış. Vatandaşın karşısına gitse bile vatandaş elini sıkmıyor. Önemli olan başkanlık yaptıktan sonra belediye başkanı sokağa indiği zaman elini sıkıp ona teşekkür etmesi, ona saygı duyması lazım. Maalesef birçok belediye başkanı dönemi bittikten sonra oraya uğrayamıyorlar, yaptığı yanlışları biliyorlar ki sıkıntı yaşayacaklar. Bunun için halk ile kopuk yaşamayacaksın. Hekimhan çok daracık, çok küçük bir ilçe Hekimhan’ın gelirleri yok, orada sadece İller bankasından gelen 10 - 15 milyon bir pay var, o da ancak oranın giderine yetiyor. Emlak vergisi düşük, su parasını bile alamıyorsun. Çünkü adam geliyor diyor ki “Param yok” Belediye başkanı cebinden ödüyor. Nereden gelir gelecek? Hekimhan şu an 20 bin nüfus oldu ama yani bir gelir kaynağı yok.

O belediyelere İller Bankasından verilen pay çok düşük. Malatyalı iş adamları o bölgede küçük küçük yatırımlar yapabilir. Vatandaşa orada istihdam oluşturmanın yolları aranabilir. Maalesef oradan kopup gelen insanlar bir daha geri dönüş yapmıyor. İstihdam yapmadığı içinde orada işsizlik oluyor, işsizlik olduğu için de insanlar göç ediyor. Belediyenin geliri yok, adam üç tane adam alsa maaş ödeyemiyor. İller bankasının payı olmasa o parayı da ödeyemeyecek. Onun oradaki sorun belediye başkanları biraz sosyal ve aktif olmalı. Partinin dışındaki insanlar ile de diyalog kurmalı. İş adamlarının oraya gitmesi için belli istihdam oluşturması için arsa vermeli ve arsanın alt yapısını yapmalı. Sosyal tesislerinin dışında üretme lazım, üretmediği zaman da zor işler.

Sayın Başkanım,Hekimhanlılar Derneği, gelişmesi ve İstanbul’daki tüm Hekimhan’lıları kucaklayabilmesi için tavsiyeniz nedir?

Hekimhanlılar Derneği’nde geçtiğimiz günlerde olağan üstü bir kongre oldu mevcut yönetim bırakmak zorunda kaldı. Yeni gelen arkadaşların bir şeyler yapacağına inanıyorum şu an yeni bir yönetim oluştu. Bu yeni yönetimde birde sayıyı artırdılar 15’e çıkardılar yönetim kurulu sayısını, belli iş adamları da yönetimde yer aldı. Turan Karadağ diye bir arkadaşımız var kendisi iş adamıdır, belediyeye katkı yapacağına inanıyorum. Yavaş yavaş bir şeyler yapmaya çalışıyor arkadaşlar. Onlara destek olmak ve yardımcı olmak lazım, tanıtım için sosyal faaliyetler yapmaları gerekiyor. Diğer Malatya Dernekleri ile işbirliği yapmaları gerekiyor. Piknikler, geceler düzenlemeli ve Malatyalı iş adamları ile bağlantıya geçmeliler. Hekimhanlılar ile ilgili plan ve projeler yapabilirler. 

Sayın Doğan teşekkür ediyoruz verdiğiniz bilgilerden dolayı hem Türkiye, hem Malatya için. Tabi zaman zaman engin tecrübelerinize başvuracağız. Biz de basın mensubu olarak Türkiye’mizi aydınlatmak için mücadele vereceğiz.

Sizi aşağı yukarı 1989’dan beri tanıyorum gerçekten Malatya’ya büyük katkılarınız olmuştur. Malatya’nın Sesi Dergisi ile Malatya’yı İstanbul’da tanıtan tek kişisiniz o dönemde onun için katkılarınız için size teşekkür ediyorum. Kimse yokken siz İstanbul’da Malatyalıların sorunlarına parmak basıyor, dergi çıkarıyor ve dağıtıyordunuz. Ve oda İstanbul’daki çoğu Malatyalının birbirini tanımasına ve arkadaş olmasına katkı oldu. Bize de büyük rehberlik yaptı burada bir sürü iş adamı arkadaşımız ile tanışmış olduk. Onun için sizin katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ediyoruz. İstanbul’da Malatyalıların sesi oldunuz Sayın Muzaffer Tunç. 



Köklü olmak işi severek ve bilinçli yapmaktan geçiyor. Tabi o zamanlar da siz gereken desteği veriyordunuz. Bilgi ve birikiminize başvurduğumuz zaman çekinmeden anlatabiliyordunuz, röportajlarınız hala arşivlerimizde yer alıyor.

Yasak olmasına rağmen röportaj veriyorduk.

Neden çünkü rahattınız açıklanamayacak durumunuz yoktu. Kimseye bir yanlış yapmayan adam rahat hareket eder. Sizin de o yapınız mevcuttu, onun için de rahat konuşuyordunuz. Her girdiğiniz toplantı da sevgi ile karşılanıyordunuz hala bu şekilde devam ediyor. Toplum örgütlerini hareketlendirmek için konuşmak lazım, bilinçlendirmek lazım, yapıcı eleştiriler yapmak lazım kimseyi kırmadan, dökmeden ama yol da göstermek gerekiyor.
Şafak Gazetesi

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner128
    banner130
    banner131
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Ne Tür Haber Okuyorsunuz ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    E-Gazete
    • Haber-Sistemi - 10 Ağustos 2011Manşeti
    Karikatür
    • Twiit
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    banner129

    Safak Gazetesi MES Yan Sol -->